Pages

Monday, January 30, 2012

Fed Kararları

Geçtiğimiz hafta Fed, yaklaşık olarak 2014 yılı sonlarına kadar kısa vadeli faiz oranlarını sıfıra yakın bir seviyede tutmaya niyetli olduğunu ilan etti. 2008'den bu yana uygulamakta olduğu para politikasını uzunca bir süre daha sürdürmek istediğini ifade ederek, piyasalara öngörülebilir bir perspektif sundu. Kriz ortamının dünyada hüküm sürdüğü bir süreçte, belirsizlik ortamının bir nebze ortadan kalkmasına yönelik bir açılım yaptı. Fed, belli varsayımları ve beklentileri kriter alarak açıklamalarda bulundu.

Fed'in varsayımlarına göre, A.B.D.'de 2012'de büyüme %2.2 ila %2.7 arasında gerçekleşecek. 2013'te ise %2.8 ila %3.2 arasında olacak. Bugün için %8.5 olan işsizlik rakamı da büyümedeki olumlu beklentiler paralelinde 2013'te %8'in biraz altına inecek. Enflasyonda ise enflasyon hedeflemesi yöntemi kullanılarak yıllık enflasyon %2 seviyesinde tutulacak. Bu varsayımlar altında, faiz oranının sıfıra yakın bir seviyede tutulacağına dair niyet ortaya koymak ne anlama geliyor?

Öncelikle, Fed'in açıklamaları piyasalar ile arasında bilgi paylaşımında bir şeffaflık yaratmaya yönelik. Bu şefaflıktan ise, piyasaların beklentilerinin yukarıda ifade edilen varsayımlara yakın beklentiler oluşturması hedefleniyor. Bu ortamda, güçlenmesi yıllar sürecek Amerikan ve dünya ekonomisi koşullarında, A.B.D. kendi ekonomisi için faizleri sıfır seviyesinde tutarak büyümeyi desteklemiş olacak. Büyümeyi desteklerken, bono-tahvil faizlerinin de düşük seyretmesiyle (bugünlerde 10 yıllık tahvillerin faizi %2 civarında) kamu borçlanmaları da düşük maliyetlerle gerçekleşecek ve bütçe açıklarının daralmaya başladığı bir sürece girilecek. Ancak, faiz oranının sıfıra yakın olduğu bir durumda enflasyon %2 civarında seyrederse kim tasarrufa yönelir? Tabii ki kimse. Fed'in açıklamalarından anlaşılıyor ki büyüme, harcamaların canlı tutulması yoluyla sağlanacak. A.B.D.'de işsizlik rakamının yüksek, bugünkü krize sebep olan konut piyasasının kötü koşullarda olduğu düşünüldüğünde, Fed'in ortaya koyduğu niyetin yerinde olduğunu düşünüyorum.

Fed'in başındaki Bernanke, akademik yaşamını krizler üzerine yaptığı çalışmalarla geçirmiş bir başkan. Para politikası uygulamaları alanında, faizi sıfıra yaklaştırdıktan sonra yapabileceği pek birşey kalmamış durumda. Bundan sonra yapacağı, piyasaların gidişatını izlemek. Alınan ya da niyetlenilen kararların, ekonomide arzu edilen sonuçları verip vermeyeceği ve Amerikan hanehalklarının ya da firmalarının büyük bir bölümünün yeniden kredi verilebilir statüsüne ulaşıp ulaşamayacağını izlemek gerekecek. Avrupa'da krizin derinleşmesi halinde, A.B.D.'nin bankacılık sistemi üzerinden Amerikan bankalarının Avrupa'daki pozisyonları nedeniyle olumsuz etkileneceği kesin. Böyle bir durumda, yeni parasal ya da mali kararların alınabilmesi konusunda A.B.D.'nin yönetsel manevra alanı mevcut. Avrupa'daki gibi bir yönetim krizi yaşanması zor. Ancak, bazı kararların alınması, A.B.D.'de seçim yılı olması nedeniyle zor olabilecektir. Bernanke, 2014 yılının başlarıına kadar Fed'in başkanlığını devam ettirecek. A.B.D. cephesinin, Avrupa Merkez Bankası (E.C.B.)'nın eski başkanı Trichet gibi genişleyici sıkılaştırma gibi bir modelin arkasına sığınmaması büyük şans. A.B.D.'de de yönetsel krizler yaşanabiliyor ama Avrupa'dakiler kadar derin olmuyor.

Sonuç itibariyle, Fed'in ortaya koyduğu yaklaşım doğrudur. Şeffaflık ve öngörülebilirlik sağlaması açısından piyasalara önemli mesajlar vermektedir. Ancak, yukarıda rakamlarla ortaya konan varsayımlar altında. Bu göstergelerde meydana gelecek önemli sapmalar, ortaya konan niyeti başka bir yöne çekebilir. Yani, Fed de ceteris paribus diyerek konuştu. Tahmin yapabilmek, varsayımları sık sık gözden geçirmeden olanları yorumlamak çok zor.

Arda Tunca
(İstanbul, 30.01.2012)