Pages

Thursday, January 26, 2012

Döviz ve Faizde Gelişmeler

Son zamanlarda okuduğum ekonomik değerlendirmelerde, "T.C.M.B.'nin dövize müdahalede başarı elde etmesi" gibi ifadelere rastlıyorum. Bazı yorumcular, bu yöndeki ifadeleriyle T.C.M.B.'nin piyasaya Dolar enjekte ederek Dolar/TL kurunun belli bir seviyenin üzerine çıkmasını engellemiş olduğunu anlatmak istiyorlar. Bu yoruma katılabilmeme imkan yok. T.C.M.B.'nin yaptığı döviz müdahalelerinin yanlış olduğunu sıkça ifade ettim. Halen de bu fikrimi korumaktayım. EUR/USD paritesinin 1.27 civarına (hatta 1.2624'e) geriledeği günlerde, USD değer kazanmış ve doğal olarak TL'ye karşı da değerlenmişti. T.C.M.B., bu parite hareketine karşı döviz rezervlerini devreye soktu ve piyasaya Dolar satarak, USD/TL kurunu kontrol altında tutmaya çalıştı. EUR/USD paritesi, 1.20'ye doğru bir gelişme kaydetseydi, T.C.M.B.'nin piyasaya müdahalesi, döviz rezervlerimizi ne kadar daha eritecekti? Neyse ki, EUR/USD paritesi 1.30'a doğru ilerledi ve USD/TL kuru yeniden geriledi. Yani, T.C.M.B.'nin yönetmediği ama yönetmeye kalkıştığı bir parasal alan için tesadüfler sonucunda T.C.M.B. için arzulanan bir noktaya gelinmiş olması nasıl müdahalede başarı olarak görülebilir? Kısa bir süre önce, Sn. Mahfi Eğilmez'in Kendime Yazılar adlı blog sitesinde bir yazısına yaptığım bir yorumu ve Mahfi Bey'in verdiği yanıtı hatırlamak zorunda kaldım. Piyasanın tesadüfler sonucunda T.C.M.B.'nin dövize müdahalelerini haklıymış gibi göstermesi konusunda olacaklara değinmiştik. Düşünülen gerçekleşti galiba. Piyasa nezdinde T.C.M.B., kazanmaması gereken bir itibarı kazanmış olacak sanki. Bankalar bile ekonomik değerlendirmelerinde, dövize müdahaleleri bir başarı olarak görüyorlarsa birilerinin de çıkıp, bunun böyle olmadığını anlatması lazım.

Şimdi, yukarıda yazdıklarım çerçevesinde, önümüzdeki günlerde USD/TL kurunun 1.82-1.84 aralığında dolaşacağını düşünmek gayet mümkün. Ancak, T.C.M.B.'nin kura müdahaleleri nedeniyle değil. EUR/USD paritesinde önemli bir hareketlenme beklentisi en azından bu hafta için pek yok gibi. Genel anlamda, piyasada mevcut tüm risklerin fiyatlandığı bir andayız. Yani, € Bölgesi'nin borç krizi, Hürmüz Boğazı ile ilgili gerginlikler, v.s. tüm olası önemli gelişmeler fiyatlanmış durumda. Fakat, önümüzdeki günlerde reel anlamda (ithalat yapmak amacıyla) dövize talep gelecektir ve T.C.M.B. yeniden müdahale ederek döviz fiyatını en azından yatay bir seyir halinde tutmaya çalışacaktır.

Türkiye ekonomisi, soğuma sinyalleri vermeye başlıyor gibi. € Bölgesi'ne ilişkin kriz havası Avrupa Merkez Bankası'nın fonlamalarıyla biraz dağılmış gözüküyor. Küresel piyasalarda risk iştahında bir artış var ama kalıcı olduğunu düşünmek hata olur. USD/TL kuru da nispeten stabil bir durumda. Bu şartlar altında, son 10-15 günlük bir süreçte yabancıların TL cinsinden varlıklara yöneldiklerine tanık olmaktayız. T.C.M.B., %5.75 oranlı politika faiziyle son günlerde fonlama yaparak likidite de sağlayınca, piyasadaki fonlama maliyetleri de düştü. Bu ortamda, son yapılan T.C.M.B. Para Politikası Kurulu (P.P.K.) toplantısından yeni bir faiz kararı çıkmadı.

Hazine ihalelerinin yoğunlaşmaya başladığı haftalarda, faizlerin düşüşü kamu maliyesi açısından olumlu bir gelişme olarak düşünülebilir. Nitekim Hazine, geçen hafta 4.6 milyar TL'lik borçlanma gerçekleştirdi. Ocak ayınıda toplam borçlanma, 16.7 milyar TL oldu. Hazine, Ocak ayını böylece kapatmış oldu. Hazine'nin önümüzdeki aylardaki itfa rakamları, faiz oranıyla ilgili öngörüler için önemli. Buna göre, Şubat'ta 16,4 milyar TL, Mart'ta 13.8 milyar TL, Nisan'da ise 17.2 milyar TL tutarında itfalar gerçekleşecek. Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarının toplamı ise 5.8 milyar TL. Yani, kamu maliyesi için kritik aylar Mayıs'a kadar sözkonusu. Bu süreçte, faiz oranlarındaki gelişmeleri dikkatle izlemeliyiz. T.C.M.B.'nin P.P.K. toplantılarında uzunca bir süre faiz oranı değişikliğine gideceğine pek ihtimal vermiyorum. Ancak, iktisatçılar varsayımsız konuşamadığı için ceteris paribus (diğer şartlar sabit kalmak suretiyle) demek zorundayım.

Arda Tunca
(İstanbul, 26.01.2012)