Pages

Monday, January 17, 2011

21. Yüzyılda Sn. T.C. Başbakanı

Suratı kızara kızara, damarlarını şişirecek hale gelinceye kadar bağırarak konuşuyor mikrofondan. Ağzından tükürükler saça saça bağırıyor. Giderek bir diktatörü andıran tutumu ve kendisine yönelik eleştrilere tahammülsüzlüğü ile sevimsiz bir insan manzarası sunuyor pek bir beğenerek kullandığı değimiyle cumhura.

Bir başbakan olarak tabii ki hakkındır bir sanat eserini beğenmek ya da beğenmemek ve hakkındır bir sanat eserini eleştirmek. Hatta, bir sanat eserinin yerini diğer eserlerin ihtişamını gölgelediği için değiştirmek gerektiğini de düşünüp ifade edebilirsin. Zira, dünyanın iyi ve kaliteli müzelerinde eserlerin yerleri tespit edilirken diğer eserlerin konumlandırıldığı yerlere, salonun ışıklandırma düzeninin nasıl yapıldığına bakılıp, pekçok eserin yeri o eserin özelliklerini en estetik yanıyla yansıtacak şekilde tespit edilir. Böylesine bir bakış açısıyla yapılacak bir eleştriye de tüm sanat çevreleriyle aynı dili konuştuğun için o sanat çevreleri inan şapka çıkartırlardı. Ama, sen değil misin ki bir bale gösterisinde kafanı önüne eğecek kadar sanata nasıl bakılması gerektiğini bilemeyecek, başka da bir yorum beklenmezdi ki senden.

Herkesle kavga ediyorsun Tayyip. İçki içenlere kalkıp aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyorlar diyorsun. O laf öyle değildir. Şöyledir bak! Öğren.

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Eğer biliyorsan Tevfik Fikret'in Han-ı Yağma'sını, bu laflarını bu ülkenin bir kesimi için neden söylediğini de bilirsin zamanında. Hani içki içenler senin değiminle elit ya. Onlar Cumhuriyet'in tüm kazanımlarını bugüne kadar sömürdüler ve paraları da var ve üstelik içki de içecek parayı buluyorlar ya. Haydi buyurun, bu Han-ı Yağma sizin. Demek istediğin bu senin. Sanki herkes geberene kadar içelim gibi bir talepte bulundu da sen de karşılık veriyorsun. Alkollü araç kullanana ver cezayı. Engelle polisin alkollü sürücüden aldığı rüşveti. Sokakları önce tinercilerden temizle. Ondan sonra gel alkolü de konuşalım. Sen, kitap yasaklıyor diye yasaklıyorsun alkolü. Ama unutma ki alkolün nerede, neden yasaklanacağını bilimsel olarak bilecek bir sürü ucube var bu ülkede. Hem koyun da gütmeyi biliyor o cumhur. Sanma ki sadece sen bilirsin koyun gütmeyi. Hem senin hayran olduğun doğa için katlettiğin orman arazilerinin de değerini bilir o ucubeler.

Neden terkettin Galatasaray tribünlerini stat açılışında? Seni seven kadar sevmeyen de var bu ülkede. Hakkında günlerdir ucube laflar ettiğin insanlar vardı muhtemelen o tribünlerde ki sen girdiğin anda ıslıkladılar seni. Üstelik de adamların vefat etmiş başkanına senin yandaşın TOKİ başkanı kalkıp "beceriksiz" diyor. Ölünün arkasından konuşulur mu? Seni sevmek zorunda mı insanlar? Yapma, etme, atma be Recep. Din kardeşiyiz!

Konuşurken mangalda kül bırakmıyorsun. Hani kalkacaktı dokunulmazlıklar? Nerede alevilerin cem evlerinin tanınması konusu? Neden hala zorunlu din dersi var? 2007'deki seçim zaferinden sonraki meşhur balkon konuşmanı ne çabuk unuttun? Hani seni seçenin de seçmeyenin de başbakanı olacaktın? Hani 12 Eylül referandumunda hayır oyu verenlerin neden hayır dediğini analiz edip anlamaya çalışacaktın o cumhuru da. Haziran'da yine koltuğun ucunu gördün diye mi bu diktatör tavırlar, tükürük saça saça konuşmalar?

Neden değişti Silivri'deki hakimler aniden? Nerede demokrasi? Aylardır tutuklu yatıyor insanlar içeride mahkemelere bile çıkarılmadan. Hangi hak, hangi demokrasi bu senin anladığın?

Önüne gelene dava açmaktan geri durmuyorsun. Gazeteleri sustur, karikatürleri beğenme. Ahmet Altan'a da dava açmışsın şimdi. Hayırlı olsun.

Unutma, Hitler de iktidara seçimle gelmişti. Durmak yok Tayyip, yola devam. Kim tutar seni.

Arda Tunca
(İstanbul, 17.01.2011)