Pages

Wednesday, December 14, 2011

Neden Hala Petrol Krizi Çıkmıyor?

Aşağıdaki yazı, Global Enerji dergisinin Eylül 2006 sayısında yayınlanmış. Yazının yazarları dostum Sinan Dallı ve Arda Tunca. O günler, dünyanın likiditeye boğulduğu, kredi mekanizmalarının gayet esnek şekilde çalıştığı ve paranın kolay ve ucuz maliyetlerle ulaşılabilir olduğu günler. Ancak, Mayıs 2006'da dünyada bir çalkantı oluyor ve iktisatta “Minsky Moment” diye adlandırılan krizin gelişini ifade eden gelişmeler oluyor ama zamanın F.E.D. Başkanı Greenspan dahi mesajı alamayıp Ayn Rand ve Schumpeter hayranlığından gelen yaratıcı yıkım kavramına bağlı kalarak piyasa sisteminin kendini düzelttiğini sanıyor. O günlerde de 2008’de varili 147 Dolar’a kadar çıkan petrol fiyatının nereye gittiğini Sinan Dallı dostum ile beraber değerlendirip aşağıdaki yazıyı beraber kaleme alıyoruz. Bugün için de mesajları olan bir yazı olduğunu yazıyı yine okuyunca anlıyorum.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatacağına yönelik söylentilerle Brent petrolün varili 111 Dolar seviyelerine geldi. Sürekli olarak A.B.D. -  İran gerginliğinin gölgesinde hareket ediyor petrol fiyatları. Dünya çalkalanıyor ama petrol fiyatlarının dünya ekonomisine tehdit oluşturacak bir hareketlenme içinde olduğu söylenemez. Kabaca, 95 ila 105 Dolar arasında bir hareketi var uzun zamandır. Bu da ne petrol geliri yüksek olan ülkeleri ne de petrolü yoğun hammadde olarak kullanan ülkeleri rahatsız etmiyor. Çünkü, fiyatlar nispeten istikrarlı bir seyir içinde. Arap Baharı’nın en sıcak günlerindeki spekülasyonlarla fiyatlar hareketlenmişti ama bunun dışında yoğun hareketlenmeler görmedik.

Petrol fiyatları, dünya ekonomisindeki çalkantıların fiyat düşüşleri beklentisi yarattığı bir ortamla İran’ın uluslararası siyasette yarattığı gerginliklerden kaynaklanan kaygılar arasında bir yerde kendi dengelerini sağlamış gözüküyor. Pekiyi, savaş çıkmamasına rağmen anormal fiyat hareketlenmeleri olursa suçu spekülatörlere mi İran’a mı yükleyeceğiz? Soruya cevabı ben vermeyeceğim. İran gerginliğini aklınızda tutun ve aşağıdaki yazının son paragrafına bakın ve kararı siz verin.

"Son dönemde tarihi rekor seviyelerinde seyretmekte olan petrol fiyatlarının, bugüne kadar tecrübe edilenin aksine, dünya ekonomilerinde petrol fiyatı kaynaklı herhangi bir krize sebep vermediği görülmektedir. Ekonomileri petrol gelirlerine bağlı ülkeler ve önde gelen petrol firmaları, fiyatlardaki yükselmelerden büyük ekonomik avantajlar sağlarken, dünya piyasaları gelişmeleri son derece temkinli izlemektedir.

Dünya ekonomisi bugüne kadar, petrol fiyatlarındaki yükselmeden kaynaklanan üç önemli kriz yaşamıştır. 1973-74 yıllarında, Ortadoğu krizinde Amerika’ın İsrail’i desteklemesine tepki olarak OPEC’in uyguladığı petrol ambargosu, 1979’daki İran Devrimi sırasında İran’ın petrol ihracatını kısması ve 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgali, bu krizleri tetikleyen unsurlar olmuştur.

Bugüne kadar her petrol krizinde dünya ekonomisi enflasyonist baskılarla karşı karşıya kalmış ve resesyona girmiştir. Geçmiş krizler değerlendirildiğinde, bugün niçin dünya ekonomilerinin büyüdüğü ve enflasyon konusunda krize sürüklenmediği sorusu akla gelmektedir. Dünyanın önde gelen iktisatçıları ve piyasalardaki karar alıcılar, aşağıdaki başlıklar altında bu sorunun cevabı olabilecek noktaları tartışmaktadırlar.

Fiyatların değişim hızı  ve reel petrol fiyatları

Petrol fiyatlarındaki artışın ne kadarlık bir zaman aralığında , ne oranda gerçekleştiğinin analizi önemlidir. Dünya ham petrol fiyatları Haziran 1973-Ocak 1974 arasındaki 7 aylık dönemde 2 kat artış kaydetmiştir. Oysa içinde bulunduğumuz dönemde, fiyatların 18 aylık bir süreçte 2 katına çıktığı görülmektedir. Bu durum , ekonomik karar birimlerine daha geniş bir süreçte değişen fiyatlara kendilerini uyarlama olanağı sunmuştur. Böylece, piyasalar artan petrol fiyatlarına karşı çok kısa vadede şok niteliğinde bir tepki vermemiştir.

Reel fiyatlar temel alındığında, bugünkü petrol fiyatları seviyesi, örneğin 1979 krizindeki fiyatların altındadır. Bazı istatistiki çalışmalar, Amerikan tüketici fiyatları temel alınarak, 1979 fiyatlarının reel olarak bugünkü değerinin 90-100 USD aralığında seyrettiğini göstermektedir. Yani, bugünkü fiyatların 1979 değerleriyle ifadesi 90-100 USD fiyat aralığındadır.

Petrolün üretimde kullanım ağırlığındaki değişim

Gelişmiş ülkelerin geçmiş dönemlere göre çok daha fazla insan sermayesine ve bilgi teknolojilerine bağımlı hale gelmiş olmas , petrolün bu ülkelerde kriz yaratıcı etki alanının eskiye göre daralmış olduğu iddiasını gündeme getirmektedir. Buna göre, petrol fiyatındaki 1 dolarlık artışın gelişmiş ülke ekonomileri üzerindeki etkileri, geçmişe göre çok daha sınırlıdır. Gelişen ülkelerde ise petrol fiyatlarının etki alanı halen geniştir. Gelişmiş ülkeler her ne kadar artan petrol fiyatlarına karşı daha dayanıklı olsalar da, gelişen ülkelerde ekonomik kırılganlık yüksek düzeydedir. Nitekim, Mayıs 2006’da özellikle gelişen piyasalarda yaşanan çalkantılar bu durumun ispatıdır.

Arz  ve talep yönlü baskıların etkisi

Artan petrol fiyatlarının, içinde bulunduğumuz dönemde dünya ekonomilerinde kriz yaratmamasının temel nedeni, arz yanlı şoklar yerine talep baskısının gündemde olmasıdır. Çin’in başını çektiği Asya ekonomilerindeki ve A.B.D.’deki yüksek talep artışı, petrol fiyatları üzerinde baskı oluşturmaktadır. Talep yönlü bir fiyat artışının da kısa bir süre sonra duracağını ve fiyatların düşeceğini öngörmek mümkün değildir.

Dünya petrol arzı, uzun zamandır yeni petrol kaynakları arayışına yönelinmediği ve rafineri kapasitelerinin arttırımı için yatırımlar yapılmadığı için kapasite sınırında bulunmaktadır. Yüksek seyreden fiyatlar, yeni petrol kaynaklarına yönelimi ve fosil bazlı enerji kaynaklarına alternatiflerin yaratılması sürecini hızlandıracak, enerji arzında artışa neden olacak ve fiyatlarda düşüşü de beraberinde getirecektir. Ancak bu süreç uzundur ve hiçbir ekonomik analiz böylesi uzun dönemli bir gelişmeyi dikkate alarak öngörüde bulunamaz.

Artan rekabet koşulları ve merkez bankalarının para politikaları

Geçmiş dönemlere ait istatistiki veriler, petrol fiyatlarında meydana gelen 10 dolarlık artışın, dünya ekonomilerinin yıllık gayri safi yurtiçi hasıla rakamını 1 puan aşağı çektiğini göstermektedir. Oysa, IMF’nin  Nisan 2006 Dünya Ekonomisi Görünümü Raporu, dünya ekonomisinin 2006 ve 2007 sonu itibariyle sırasıyla %4.9 ve %4.7 büyüyeceğini öngörmektedir. Trendde şu sıralarda yaşanmakta olan bu kırılmanın sebebi, özellikle Çin ve Hindistan kaynaklı büyümedir. Ancak büyümenin yan unsuru olarak beklenmesi gereken enflasyon, rekabet koşullarından dolayı artan verimlilik nedeniyle yükselmemektedir. Daha rekabetçi bir piyasa, üretim girdilerinin petrol dışındaki maliyetlerini düşürmekte ve petrol fiyatlarındaki artışın neden olacağı enflasyonist baskıları absorbe etmektedir.

Enflasyonun kontrol altına tutulmasında dünyanın belli başlı merkez bankalarının para politikası kararları ve uyguladıkları faiz oranları önemli rol oynamıştır. Geçmişteki petrol krizlerinde enflasyon oranları yükselmiş ve merkez bankaları şok nitelikli ve yüksek oranlı faiz arttırımlarına yönelmişlerdir. Oysa bu kez, özellikle Amerikan ve Avrupa merkez bankaları dünya piyasasındaki yüksek likiditeyi çekmek amacıyla, düşük oranlı (%0.25’lik) faiz arttırımlarını benimsemişlerdir.

Mayıs 2006’da, dünya piyasalarında yaşayan çalkantılara karşı tüm merkez bankaları doğru politikalarla karşılık vermişler ve piyasaların yüksek enflasyon beklentileri sonucu ortaya çıkan paniğini bertaraf etmişlerdir. Temmuz 2005 itibari ile Euro alanı, yıllık ortalama enflasyon oranı %2.2 seviyesindeyken Temmuz 2006’ da %2.5 seviyesine gelmiştir. A.B.D.’ de ise Haziran 2005'te % 2.5 oranı,  Haziran 2006’da %4.3'e çıkmıştır ki, dünya piyasalarının içine düştüğü panikte A.B.D.’deki bu yükseliş son derece etkili olmuştur. Beklentiler, Euro alanında 2006 sonu itibari ile oranın %2.2 seviyesine geleceği ve 2007’de de %2.1 olarak gerçekleşeceği yönündedir. A.B.D.’de ise beklentiler 2006 sonu için %3.5 ve 2007 için %2.6’dır.

Görüldüğü üzere, rekor seviyelerdeki petrol fiyatlarına rağmen, büyüme ve enflasyon cephesinde dönemsel olumsuzluklar dışında bir kriz havası bulunmamaktadır. Bunun temelinde, de arz yanlı şoklar yerine, talep yanlı fiyat baskılarının ekonomileri canlı tutması ve merkez bankalarının piyasalara yerinde müdahele etmesi yatmaktadır.

Fiyatlarla ilgili geleceğe yönelik kaygıları asıl olarak son dönemdeki politik gelişmeler belirleyecektir. ABD ve İran arasındaki nükleer gerginlik, şimdilik yatışmış gibi görünen İsrail-Lübnan savaşı, Nijerya’daki petrol boru hatlarına yönelik terörist saldırı girişimleri, Irak’ta süregelen siyasi belirsizlikler, Venezuella’daki istikrarsız bir yönetimin varlığı gibi nedenler, petrol fiyatlarının gelecekte daha da artacağı yönündeki kaygıları arttırmaktadır.”

Sinan Dallı - Arda Tunca"

Arda Tunca

(İstanbul, 14.12.2011)