Pages

Thursday, December 29, 2011

İtalya'nın 28 Aralık 2011 Tarihli Kamu Borçlanmasının Sonuçları

Kriz içinde olan, resesyona girmek üzere olan bir bölgenin bir ülkesinde kamu borçlanma maliyeti bir anda 6 ay için %6.501'den %3.251'e ve 2 yıl için %7.814'ten %4.853'e düşerse, o ülke adına olumlu bir ekonomik gelişme var demektir değil mi? Hele ki sözkonusu ülkenin borçlarının milli gelirine oranı %120 seviyesindeyken. Üstelik de o ülkenin bir yıl içinde gerçekleştirmesi gereken borç servisi €450 milyar ise. Bu ülkenin adı İtalya. Euro alanında kriz ve resesyon kelimeleri konuşulmaya başladığından beri bono ve tahvilleri yaklaşık %7'den işlem gören Euro alanı ülkesi.

İtalya, 28 Aralık 2011 tarihinde 6 ay ve 2 yıl için piyasaya borçlanmaya çıktı. İki ihalede toplam €10.7 milyar borçlanma gerçekleştirdi. Faizler, 6 ay ve 2 yıl için sırasıyla %3.251 ve %4.853 seviyelerinde oluştu. İtalya'nın borçlanma faizlerinin bir anda sert bir düşüş göstermesi elinizde başka hiçbir veri yoksa kuşkusuz ki gayet olumlu karşılanır. Ancak, bugünkü ihaleleri ve yarın gerçekleşecek olan 10 yıl vadeli tahvil ihalesini geçen haftaki E.C.B. fonlamasının bir devamı olarak değerlendirmek zorundayız. Aksi takdirde, gelişmeler hakkında yanlış bir kanıya varırız.

İtalya'da faizlerin sert bir şekilde düşmesinin ardında, bütçede kemer sıkmak için alınan önlemler var. Piyasa, bütçe disiplini konusunda atılan adımları olumlu karşılıyor ve buna prim veriyor. Bu konu, tamamen apayrı ve derin bir iktisadi tartışma konusu. Ancak daha önemli olan sebep, E.C.B.'nin geçen hafta içinde Avrupa bankalarına sağlamış olduğu 3 yıl vadeli kredi imkanı. Bu kredinin faizi %1. İtalya'daki ihale öncesinde dikkatle izlenmesi gereken bir veri var: Avrupa bankalarının E.C.B.'de tuttukları mevduat. İhale öncesinde bu rakam €412 milyar gibi rekor bir düzeyde seyrediyor. Yani, Avrupa bankaları ne kendi aralarında kredi işlemleri yapıyorlar ne de reel kesime kredi imkanı tanımak niyetindeler. Bankalar, E.C.B.'den sağladıkları 3 yıllık ve son derece ucuz fiyatlı kredileri bono-tahvil piyasasında kullanmak için saklıyorlar. Amaç, %1 oranında maliyeti olan fonları 3 yıldan kısa vadelerde %3-5 arası bir orandan plase ederek 3-4 puanlık karlı işlem yapmak.

Yukarıdaki rakamların ve geçen haftadan bu yana Avrupa'da meydana gelen gelişmelerin bize verdiği önemli mesajlar var. Avrupa'da güven mekanizması çökmüş durumda. Özel kesim, bankacılık kesimi üzerinden kredi mekanizmasını çalıştırmıyor. Her ne kadar zaman zaman ülkeler için iflasın eşiğinde ya da iflas etti gibi ifadeler kullansak da ülkeler iflas etmiyorlar, edemezler. Dolayısıyla, kamu kağıtlarına yatırım yapmak, özel kesimin kendi içinde işlemlerinin adeta durma noktasına geldiği bir ortamda mantıklı bir çözüm. Bunun da anlamı, Avrupa'daki bankaların asli fonksiyonlarından kopmasıdır. Yani, bir bankanın mevduat toplamak yoluyla fon oluşturup, bu fonları verimli gördüğü projelere kredi desteği olarak kullanmak yerine kamu kağıtları üzerinden kar elde etmeye çalışmasıdır.

Yazımın ilk cümlesindeki sorumu aradaki açıklamalardan sonra soracak olursak sizce cevabı ne olur ya da olmalıdır?

28 Aralık 2012 tarihli İtalyan kamu borçlanmasının arkasındaki gelişmeleri bu yazıda özetlemeye çalıştım. Tüm bu gelişmeler de €/$ paritesini 1.2910 seviyesine kadar çekti. Paritedeki bu gelişme, $/TL kurunun 1.92 seviyesine kadar çıkmasına neden oldu. Yani, kurdaki yükselmenin Türkiye'deki herhangi bir olumsuzlukla ilgisi yok. Bu açıdan paniğe, endişeye yer olmamalı. Esas merak edeceğimiz nokta, sürekli piyasanın aklını karıştıran ve piyasayla son derece kötü bir biçimde iletişimde olan T.C.M.B.'nin tutumu. T.C.M.B. ve E.C.B. başlıklı yazımda bu konuya değinmiş ve T.C.M.B.'nin para ve döviz kuru politikasını iktisadın kuralları çerçevesinde anlamakta güçlük çektiğimizi dile getirmiştim.

2011'in sonu her cephede ilginç bir hal alıyor. Son 2 gün daha nelere gebe acaba?

Arda Tunca
(İstanbul, 29.12.2011)