Pages

Monday, December 5, 2011

Avrupa Liderleri Zirvesi: 9 Aralık 2011

Bütün dünya 9 Aralık 2011’de gerçekleşecek A.B. liderleri zirvesine odaklanmış durumda. Euro alanı krizinin tüm dünyayı beraberinde çok büyük bir buhrana sürükleme riskine karşı Avrupa’nın ne gibi önlemleri devreye sokacağı merak ediliyor. Euro krizi gün yüzüne çıktığından bu yana Avrupalı politikacıların pek birşey yaptıkları söylenemez. Sadece konuştular ve kendi aralarındaki fikir ayrılıklarını teyit ettiler.
Dünya piyasası ve başta Avrupa, umut bağlanacak gelişmelere aç durumda. 2011 yılı kötü geçti. 2012’nin nasıl geçeceğini anlamaya çalışıyor herkes. Pek iyi geçmeyeceği kesin ama ne kadar iyi geçmeyeceği ölçülmeye çalışılıyor. Avrupa’nın ılımlı bir resesyon yaşayacağı ve %0.2 oranında küçüleceğini söylüyor Avrupa Merkez Bankası’nın yeni başkanı Draghi. Bu tahminin büyük ölçüde doğru olduğuna katılırım ama belli varsayımlar altında.
Merkel’in 2 Aralık tarihli açıklamalarının 9 Aralık için belli mesajlar verdiğini söyleyebiliriz. Merkel, mali birliğin oluşturulması gerektiğini söylüyor ve Euro krizinin çözümünü bir maratona benzetiyor. Bu sözlere kesinlikle katılıyorum ama Merkel’in kısa vadede ne yapılacağını söylememesini korku ve endişeyle karşılıyorum. İktisatta, kısa ve uzun vadeli analiz ayrımı çok önemlidir ve uzun vadede olacakları belirlemek için kısa vadeli olanları ortaya koymak zorundasınızdır.
Daha önce yazdığım yazılarda mali birlik olmadan parasal birliğin olamayacağını ve para ve maliye politiklarının uyumunun öneminin çok büyük olduğunu anlatmıştım. Hatta, Mundell’e atıfta bulunarak parasal birliğin mevcut koşullarda çökmeye mahkum olduğunu da belirtmiştim. Bu anlamda, mali birliğin önemini ve yaratılması gerektiğini düşünüyorum. Ancak, kısa vadede de Avrupa Merkez Bankası’nın son borç verme mercii olması konusunda A.B. içindeki gerekli kural değişikliklerinin gerçekleşmesi gerektiğni düşünüyorum. Parasal genişlemeye gidemeyen bir merkez bankası kriz dönemlerinde etkisiz kalır. Hele bir de büyük bir şanssızılıkla başında Trichet oturmuş ve 2011'de işleri iyice içinden çıkılmaz bir hale getirmişse. A.B., yönetim beceriksizliklerinin de etkisiyle %2’lik enflasyon hedefine kilitlenince Nisan 2011’de faizleri yukarı çekti ve krizi bu noktaya getirdi. Oysa, piyasanın temel verileri henüz daraltıcı bir para politikası için sağlıklı sinyaller vermiyordu.
Merkel, uzun vadeyi konuştu ama kısa vadeye girmedi. Ancak, geçen hafta içinde kısa vade için Avrupa Merkez Bankası’nın IMF’ye para aktarması ve IMF’nin borçluluğu çok yüksek olan A.B. ülkelerini desteklemesi gündeme geldi. Yani, A.B. kurallarının kenarından bir yol açılmaya çalışılıyor. Bu planın detaylarına henüz hakim değiliz ama bu uygulamanın prensibi, ihtiyaç halinde ihtiyaç duyulduğu kadar fonun devreye sokulabilmesine gerekli imkanı yaratmak olmalı. Kısa vadede, krizin daha da derinleşmesini önlemenin başka çaresi yok. Uzun vade içinse belirli makro ekonomik rasyo kriterleriyle mali disiplini sağlayacak önlemler devreye sokulmalı. Mali birlik, eğer A.B. var olmaya devam etmek istiyorsa bir zorunluluk. Gerçi, bu noktada çok ciddi şüphelerim var. Yani, yaşlı ve inatçı kıtanın kültürel olarak kendi içinde konsensüs kurmakta zorlandığını düşünürsek, mali birliğe dair vuslata ne zaman ve hangi koşullarda varabileceğini merak ediyorum.
Piyasa, olumlu gelişmelere aç ve heyecanla 9 Aralık zirvesini bekliyor. Uzun vadede mali birlik, kısa vadede ise daha önemli rollere soyunmuş bir Avrupa Merkez Bankası’nın oluşması siyasi iradenin altını çizerek vereceği bir mesaj olursa tünelin ucundaki ışığı görmeye en azından heves edilecek hale gelebiliriz. Böyle bir durumda, meşhur yılbaşı rallisi de gelir. “Aksi takdirde ise” diyorum ve Avrupa’yı, dünyayı bekleyen felaketi tekrar anlatmak istemiyorum.
Geçtiğimiz hafta içinde dünyanın önde gelen altı merkez bankası ortak bir müdahaleyle uzun zamandır Dolar likiditesine aç olan piyasaları destekledi. Piyasaya mesaj şuydu: Biz işimizin başındayız ve ne zaman ne gerekiyorsa da yapmaya hazırız. Bu müdahalenin Avrupalı siyasetçilere de mesajı vardı: 9 Aralık için size olumlu bir hava yaratttık; biz işimizi yaptık ama şimdi sıra sizde!
9 Aralık için ben de ümitlenmek istiyorum.
Arda Tunca
(İstanbul, 03.12.2011)