Pages

Friday, June 10, 2011

Yazmak Üzerine Fikirler

Neden yazdığımı sordu bir arkadaşım bir Beyoğlu yürüyüşü sırasında. Aramızda geçen diyaloğun birkaç gün öncesinde ben de sormuştum bu soruyu kendime. Neden yazıyorum sahiden?

Yaşamın içinde inişler, çıkışlar, bazen monotonluklar, riskler, yapmak zorunda olduklarımıza isyanlarımız, tercih ettiklerimiz için mutluluklarımız, bazen tercih ettiklerimizi neden tercih ettiğimize dair iç hesaplaşmalarımız, insanlara kızgınlıklarımız, yoğun sevgilerimiz, hayal kırıklıklarımız, ruhumuzun bizi zirvelere çıkardığı anlar var. Bunların hepsi bazen anlık, bazen birkaç saatlik, bazen aylık, bazen de bir ömürlük. Yazarken ya da bu iniş ve çıkışların içinden geçerken, yazacaklarımı düşünürken dinginleşiyorum. Düşüncelerimi disipline edilmiş bir formattan geçirirken ya sakinleşiyorum ya da coşuyorum. Yani, bir ortalama yakalıyorum ruhumun temposunda.

Bir başkaldırıdır yazmak. Bir iç hesaplaşma ve dünyaya isyandır. Bir haykırış, bir meydan okumadır yazmak. Yaşamın tecrübesini anlatmak, geleceğe bir halat atıp, yıllar ötesiyle, ölümden sonrayla sıkı bağlar kurmaktır yazmak. Ama ne gariptir ki her yaşamın tecrübesi o yaşamın sonlanmasıyla ölür. Ve bu dünyanın her yeni misafiri en basit olan herşeyi dahi evrende hiç yaşanmamış gibi yeniden öğrenir. Yazmak, her yeni misafire merhaba demektir. Bir nebze işini kolaylaştırmaktır yeni misafirin. Biyografileri bu yüzden severim.

Yazmak, gidilecek uzun bir yolun ortasında kalmaktır. Yolun sonunda yazacak birşey ya da yazmak için heves kalmaz zira. Sorulacak sorular, geleceğin neler getireceğinin, götüreceğinin bilinmezliği olmasa, yazı yazmak bu kadar anlamlı, bu kadar çekici olur muydu? Başka türlü çıkar mıydı devasa romancılar, şairler, hikayeciler edebiyat sahnesine? Tiyatro ya da sinema olur muydu koca insanlığa en sorulmamış soruları sorduracak, en cesur konuları tartıştıracak? Madem ki her yaşam öyküsü sadece o yaşamı yaşayanla sonlanıyor, o halde en güzel söz henüz söylememiş olduklarımız, en güzel yazılar henüz yazmadıklarımızdır. Öyleyse, en güzeli yazana kadar yazı yazmanın sonsuzluğunda yazmaya devam…

Arda Tunca
(İstanbul, 24.05.2011)