Pages

Monday, March 15, 2010

Baharın Ezgisi

O yüksek dağın ardından,
İnce, uzun topraklı yolun üzerinden geçiyor insanlar.
Akıllara takılmış sorulara, cevabı bulunamayan düşüncelere
deva oluyor o yolun geçtiği yemyeşil,
yüksek dağlar.

Kilometrelerce uzaktan birisini bekliyorum gelmesini istediğim;
denizin üstünde, o karşı adaya uzanan
burnun civarından, oradaki beyaz badanalı evden.

Kapkara olmaya yüz tutmuş yağmur yüklü bulutlar geliyor
yüksek dağların ardından, hızla.
Sarı, yeşil, binbir çeşit renkli kır çiçekleri
ve güzelim baharın koyun sürüleri.

Plaktaki sevgi şarkısı, köpeklerin dinmeyen uğultuları,
kuşların cıvıltıları.
Güzel bir ot kokusu geliyor burnuma,
çektikçe açılıyor içim,
yağmur gelirken o serin rüzgarla.

Hele bir de denizen kendisini çekmeye başlayan kokusu da eklenmiyor mu,
çıldırıyorum, deliriyorum işte o zaman.
Ama, aklım hep o yolun geçtiği yüksek dağlara taklıyor
durmadan.

Düşünüyorum da, neler hayal etmiştik, neler bulduk şu beklediğimiz yaz günlerinden,
burnun ucundaki beyaz badanalı evden
ve çözemediğimiz insan sürülerinden.

Arda Tunca
(Assos, 24.04.1990)