Pages

Thursday, March 25, 2010

Aşk ve Sevgiye Dair

Kısacık yaşamımızda sevmeyi sevmek üzerine kurulu olmalı herşey. Sevmek, en cezbedici sevgilisi olmalı insanın. Yaşamda kalıcı mutluluk için, güvende hissetmek için kendini, huzur bulmak için yaşamdan sevmeyi sevmek öğrenilmeli. Aslında, ruhunda var olanı ortaya çıkarmayı ve yaşama özenli bir sunumunu yapabilmeli insan. Aşık olmak nedir pekiyi? Tehlikeli. Kısa süreli. Yorucu ve temelsiz. Bir nevi hastalık. Saman alevi gibi birşey. Bir anda parlayıp, bir anda sönüveren. İnsana ızdırap çektiren, ızdırap bitince de geriye pek izi de kalmayan birşey. Garip yani ama düşülebiliyor tuzağına aşkın hayatta.

Aşkla sevgiyi ayırt edebilmek kolay mı? Kolay, evet. Sevginin nedeni açıklanabilir ama aşkınki pek de açıklanamaz yaşam boyu kişiliğimize hakim olan değer yargılarımızla ve yaşamdan aldığımız keyfe vesile olan şeylerle. Kısa bir süre için aşkın nedenini anlatabilsek de kendimize - ya da öyle olduğunu sansak da - aşkın beynimizdeki peçesi yırtılınca çıkıverir ortaya tüm yaşamın içinde açıklanabilir kıstaslara oturmadığı o vahşi ve herşeyimizi allak bullak eden duyguların. İşte böyle bir şeydir aşk ve sevgi.

Ben, sevmeyi sevmekten yana olanlardanım aşk yerine. Aşkın tuzağına düşmedim mi pekiyi hiç? Düştüm geçmişte ama zaten onu yaşadığım için yazdım bu satırları.

Şimdi, yine sevmek zamanıdır bana ve her yenisine uyandığım gün, bundan sonraki yaşamımın ilk günüdür.

Arda Tunca
(İstanbul, 22.03.2010)