Pages

Thursday, February 18, 2010

Valentino Achak Deng


Valentino Achak Deng: Güney Sudan'ın Marial Bai şehrinden çıkıp A.B.D.'nin Atlanta kentine uzanan uzun ve çok külfetli bir yaşam hikayesinin adı. Uzunca bir kitaptı Valentino Achak Deng'in Dave Eggers tarafından romanlaştırılmış otobiyografisi. Sanırım Sudan'da iş için ve az da olsa vakit geçirmiş olmanın da etkisiyle bir hayli derinlerine dalabildim romandaki betimlemelerin.

Şu anda iktidarda olan Omar al-Bashir adındaki diktatörün dayattığı İslami rejimin güney Sudan'da yaşayan Hıristiyan nüfusu baskı altına alması sonucu mülteci konumuna düşen küçük bir çocuğun çok acı bir hikayesi Valentino Achak Deng'in yaşam hikayesi. Dinka kabilesi üyesi bir aileden gelmektedir Valentino ve "Eylül Yasaları" adı verilen ve başkent Hartum'un tüm ülkeye şeriat düzenini getirip, Güney Sudan'a bir nevi özerklik veren 1972 tarihli Addis Ababa Antlaşması'nı yok saymasıyla ülke karışmaya başlar. Karışıklık, Hıristiyan köylerine murahaleen adlı hükümete bağlı milis güçlerin saldırmasıyla ve direnişçi Sudan Halk Bağımsızlık Ordusu'nun (Sudan People's Liberation Army - SPLA) bu saldırılara karşılık vermesiyle tırmanır ve önüne geçilmez bir hal alır. Hartum'un amacı, şeriatı dayatmaktır Hıristiyan Sudan'lılara. Bu saldırılar başladığında Marial Bai'ın çocukları şehirden kaçmaya başlarlar. Hem de arkalarına ve geride bıraktıklarına bile dönüp bakma fırsatı bulamadan. Aile fertlerinin bu saldırılardan sağ çıkıp çıkmadıklarını bile bilmeden üstelik kaçarlar. Yaşam riskinin en üst düzeyde olduğu bir ortamda ve yeni saldırıların korkusuyla Etiyopya'ya doğru yürüyüşe geçerler. Bu tehlikeli yolculuk, Gilo Nehri'ni aşarak Pinyudo şehrine ulaşmalarıyla son bulur. Uzun yolculuk sırasında Etiyopya'nın çok güzel bir ülke olduğunu, orada güzel yerlerde yaşayacaklarını, iyi bir eğitim alabileceklerini hayal ederler. Yol boyunca çocukların sayısı yeni katılımlarla yüzlerle ifade edilecek düzeye ulaşmıştır.

Etiyopya'ya vardıklarında karşılaştıkları manzara da moral bozucudur. Tam bir hayal kırıklığı yaşamaktadır yüzlerce çocuk Etiyopya'ya vardıklarında. Bir perişan ülkeden başka bir perişan ülkeye gelmişlerdir. Birleşmiş Milletler'in mültecilere yardım programından faydalanırlar Pinyudo'da. Burada da Etiyopya askerleri rahat bırakmazlar mülteci kampında yaşayan bu çocukları. Etiyopya ordusu, Birleşmiş Milletler mültecilerini ülkelerinden atmak için harekete geçer. Çocuklar sarı hummadan, sıtmadan kırılmaktayken ve bu hastalıklar nedeniyle sayıları azalarak hayatla mücadele etmekteyken bir uzun yolculuk daha başlar; yine yürüyerek. Bu defa Kenya'ya.

Kenya'ya uzanan bir başka tehlikeli yolculuk, Kakuma'da son bulur. Yıllar sürecek bir yaşam beklemektedir kendilerini Kakuma'da, yine Birleşmiş Milletler mülteci kampında. Ailelerinden hiçbir haber yoktur. Bir günde terk ettikleri hayatlarındaki tüm tanıdıkları insanları değil yeniden görebilmek umudu taşımak, haklarında hiçbir şekilde haberleri dahi olamamıştır yıllarca. Kendi yaşamlarının derdindeyken, dünyadan kopuktur çocuklar. Belli bir düzeyde eğitim görebilme olanağını Kakuma kampında bulurlar. Ancak aynı günlerde, tepelerinden geçen uçakların kendilerine gıda maddeleri atacaklarını düşünerek peşinden koşmaya başlarlar uçakların. Üzerlerine bomba yağar gıda yerine. Sekiz arkadaşlarını kaybederler böylece. Vitaminsizlikten, eksik beslenmeden perişan durumdadırlar. Sonunda, A.B.D., Kanada ve Avustralya'ya yerleştirilmeleri gündeme gelir. Seçilen çocuklar arasında Valentino da vardır. Uzun bekleyişler sonunda Atlanta’ya gitme günü gelmiştir. Nairobi üzerinden Amsterdam ve Atlanta uçuşu daha uçaktayken Valentino, iptal edilir. Çünkü o gün, 11 Eylül 2001’dir. Adını bile yeni öğrendikleri bir ülkenin saldırı altında olduğunu öğrenince Sudan’a geri dönmenin daha güvenli olacağını dahi düşünmüştür Valentino ve arkadaşları daha uçakta beklerken. Herşey normale döndüğünde Atlanta yolculuğu yeniden başlar.

A.B.D.’ye vardığında gördükleri çok etkiler Valentino’yu. Zaman içinde uyum sağlar yeni yaşamına. Çok küçük yaşlarda, neredeyse yaşanacak her acıyı yaşamış bu çocuk, A.B.D.’de Kayıp Çocuklar Vakfı (The Lost Boys Foundation) üyeliğine alınır ve bir nevi koruma altındadır artık. Bu sayede eğitim yapmaya başlar. Diğer kayıp çocuklarla bu vakfın toplantılarına katılır, organizazyon içinde aktif roller üstlenir.

Kakuma kampının son günlerinde öğrenebilmiştir ailesinin hayatta olduğunu Valentino. Uydu telefonuyla zor da olsa konuşabilmiştir babasıyla. Yıllardır oğlunu görmemiş bir baba çocuğuna Marial Bai’a kesinlikle dönmemesini söyler. Valentino da babasının sözünü dinler ve Marial Bai’a geri dönmez.

Bugün, Valentino Achak Deng adında bir vakıf var. Okuduğum kitabın gelirleri bu vakfa bağış olarak gidiyor. Valentino, Marial Bai’da bir okul açmış durumda. Vakıf, dünyanın çeşitli yerlerinde eğitime muhtaç Sudan’lı çocukların eğitimine adamış durumda tüm olanaklarını.

Her zaman biyografi okumaktan hoşlanmışımdır. Koşulları benimle benzerlik gösteren ya da göstermeyen insanların yaşamlarından dersler çıkarmak keyif vermiştir hep. Valentino’nun bu kadar olumsuz, perişan ve insanı her türlü kötü yola düşürmeye müsait yaşam koşullarını böylesine olumlu bir eyleme alt yapı olarak kullanmasından çıkarılacak çok ders var. Zayıf insanlar, bahanesi her zaman bol olan insanlardır. Valentino’yu okumakta büyük fayda var insanın kendisini iyi hissetmesi için. Sudan’da kendi gözlerimle gördüklerim karşısında da dünyanın dip noktası burası olsa gerek diye düşünmüştüm.

Bu arada, Güney Sudan yatışmışken, Darfur’da janjaweed isyancıları da Hartum’daki al-Bashir yönetimine isyan halinde. Sadece son günlerde biraz olsun durulmuş gibi olaylar Darfur’da. Fakat, savaşın her an yeniden alevlenme olasılığı halen çok yüksek. İnsanlar perişan, hayatlarından bezmiş durumdalar. Al-Bashir’i de bir yerlerde yakalasalar yargılayacaklar uluslararası mahkemelerde. Yakalanırsa, işkence olarak her hafta Valentino’nun hayat hikayesini bir kez okuma cezası verilmeli kendisine. Belki adalet bir miktar yerini bulmuş olur böylece.

Arda Tunca
(İstanbul, 16.02.2010)