Pages

Tuesday, February 23, 2010

Shakespeare & Company

Yıllanmış saman kağıtlarının tozla karışık kokusu zeminin eskimiş ahşap kokusuyla karışıyor. Her taraf kitap dolu. Tüm raflar tüm duvarları kaplıyor ve tavana kadar uzanıyor. Orta yaşlı bir kadın elinde bir listeyle dolaşıp, merdivene çıkıp kitaplar yerleştiriyor raflara. Bazı kitapları da dükkanın kasasının yanında tasnif edip birşeyler söylüyor kasada duran genç adama. İki yıl boyunca müdavimi oluyorum bu kitapçının. Herşeyiyle değişik bir mekan. Telegraph Avenue ve kültürüne çok uyuyor kitapçının salaş havası. James Joyce bir farklı öneme sahip burada. Kitapçının girişindeki tabelada bazı şehirlerin isimler var: Paris, Bogota, Berkeley,...

1996'yı 1997'ye bağlayan yılbaşı için Paris'teyim. Cenevre'de yaşadığım iki yıllık hayatımın ilk günleri. Son derece soğuk bir kış. Her yer donmuş durumda adeta. Saint Michael Bulvarı üzerinde, Jardin Luxembourg'un büyük giriş kapısı önündeki sokak çeşmesinin donmuş suları hayrete düşürüyor beni. Su, akarkenki haliyle buz kütleleri halini almış. Notre-Dame Kilisesi civarına geldiğimde, önünde kitaplar olan bir yer, üzerindeki sarı tabelası ve tabelanın üzerinde yer alan şehir adlarıyla dikkatimi çekiyor. Bir yerden tanıdık geliyor bana. Kendimi Berkeley'de gibi hissediyorum kitapçı ile aramdaki mesafe kısaldıkça. Tabeladaki isim heyecanıma heyecan katıyor. İki yıl boyunca Berkeley'de, eskimiş ahşap tabanını bolca aşındırdığım kitapçıdan başkası değil burası: Shakespeare & Company.

Kitapçının içine girdiğim anda yine tavana kadar çıkan kitap rafları ve eskimiş kağıt kokan hava büyülüyor beni. Yaşlıca bir adam oturuyor bir köşede. Amerikalı olduğunu anlıyorum ilk konuşmasında. Sohbet ediyorum kendisiyle. Koca rafların önünde deri koltuklar. Dükkana giren insanlar raflardan kitap alıp inceliyorlar koltuklara kurulup. Fotoğraflar çekiyorum içeride. Ortalıkta dolaşıp, kitapları raflara yerleştiren, kitapları tasnif eden adamın adının George olduğunu öğreniyorum sohbet sırasında. 1951'de açmış kitapçıyı. Daha önceden yine Shakespeare & Company adıyla kitapçının sahibi olan Sylvia Beach'in anısına aynı adı vermiş kitapçıya. Birkaç kitap alıyorum ve çıkıyorum.

İlerleyen günlerde araştırıyorum kitapçının hikayesini ve her okuduğum satırda yüzüm kızarıyor. Nereden bilebilirdim ki Sylvia Beach, James Joyce, Ernst Hemingway, Gertrude Stein, Ezra Pound gibi isimleri ağırlamış o kitapçıda ve James Joyce'un Ulysses'inin ilk basımını yapmış Shakespeare & Company olarak. Ve hatta, yine nereden bilebilirdim ki kendini George diye tanıtan adam meğer George Whitman imiş ve Shakespeare & Company'yi açarken City Lights Bookstore'un sahibi Lawrence Ferlingetthi'den ilham almış. Üstelik, yakın dostlukları olmuş bu ikilinin ve San Francisco'daki Beat Akımı üyesi bir şair ile George Whitman'ın kesişme noktası olmuş Paris'teki bu kitapçı. Derken, James Joyce meraklısı başka insanlar dünyanın az sayıdaki başka yerlerinde açmışlar birer Shakespeare & Company birbirlerinden bağımsız olarak.

North Beach/San Francisco'daki City Lights Bookstore'a koştum 1998'deki San Francisco gezisinde. Lawrence Ferlingetthi'yi de çok görmüştüm 1994-96 arasında Berkeley'de yaşarken. Ancak, farkında değildim bu adamın öneminin ve temsil ettiği şiir akımının.

Elimdeki kitap Beat Akımı'nın temsilcileriyle yapılmış söyleşileri içeriyor. Lawrence Ferlingetthi de kendisiyle söyleşi yapılanlardan biri. Büyük bir keyifle ve hem Berkeley'i hem San Francisco'yu hem de Paris'i hissederek okuyorum kitabı. Arada da internetten bağlanıp KPFA adlı radyo kanalını dinliyorum Berkeley'den yayın yapan. Beat temsilcilerinden Kenneth Rexroth'un kurduğu sol görüşlü bir radyo kanalı. Galiba kendimi şanslı hissetmeliyim tüm bu anlattıklarımı yaşadığım ve hissettiğim için. Hayatın tadı artıyor böyle şeylerle işte.

Arda Tunca
(İstanbul, 05.09.2009)