Pages

Friday, February 26, 2010

Marvin Jones - Erdal İnönü

2007'nin sonbaharında Erdal İnönü'yü kaybetti Türkiye. İsmet İnönü'nün oğlu olması, bir dönem dışişleri bakanlığı, başbakan yardımcılığı yapmış olması gibi vasıflarının çok üstünde olan bir vasfı vardı Erdal İnönü'nün. O da bilim adamlığı idi. 300 Yıllık Gecikme adlı kitabını okurken Osmanlı'nın bilimde geri kalmışlığını nedenleriyle çok aydınlatıcı bir biçimde ele aldığını görmüştüm. Batıda akademilerden üniversitelere geçiş sürecini ve İngiltere'de Royal Society'nin nasıl ortaya çıktığını ve bilimin önce doğayı tanımlayıp bilimsel kavramları hangi metodlarla yarattığını ve bilimsel tasnif ile bilginin kavramlaştırılarak nesilden nesile nasıl aktarıldığını çok öğretici bir tarzda ortaya koyuyordu.

1994'te Berkeley'e gittiğimde ve Marvin Jones ile tanıştıktan sonra öğrenmiştim aralarındaki dostluğu. 1940'ların sonunda Ankara'da Erdal İnönü Piyade Okulu'nda askerliğini yaparken tanışmışlar. Ben de bu şaşırtıcı dostluğu bir mektupta iletmiştim İstanbul'a. Annem de Erdal İnönü'nün Anılar adlı kitabını yollamıştı bana Marvin'e iletilmek üzere. Yıllar sonra da ben, Marvin'in bana gönderdiği bir fotoğrafı Erdal İnönü Beşiktaş'taki Kabalcı Kitabevi'nde kitaplarını imzalarken kendisine götürmüş ve içinde Marvin ve Erdal İnönü'nün yan yana yer aldığı bu fotoğrafı göstermiştim. Fotoğrafın üzerinde 26 Nisan 1949 yazılı. Ankara'da, sanırım Genel Kurmay Başkanlığı'nda çekilmiş fotoğraf. Çok sayıda subay var uzun bir toplantı masasının etrafında. 1950'de Kore'ye asker gönderdiğimize göre, askeri açıdan hareketli günler olmalı Ankara'da fotoğrafın çekildiği günler. Marvin de hep anlatırdı bana Kore'ye gidecek Türk subaylarına nasıl mülakat yaptığını.

Çok ilginç bir hayat hikayesi vardı Marvin Jones'un. Klu Klux Clan üyesi ve okuma yazma bilmeyen bir anne ve babanın çocuğu olarak Bloomington, Indiana'da doğmuş. Fakirlikten evlerinde yakacak odun bulamadıklarında masa ve sandalyelerin ayaklarını parçalayarak soba yakarlarmış. Evlerinde soğuktan donan tabakları raflardan söküp alamadıkları bile olurmuş bazen. Indiana Üniversitesi'nde burs imkanı sadece Türkçe okumak konusunda yakalayabildiği için mecburen Türkçe okumuş. 1800'lerin sonlarında İstanbul'da yaşamış ve Bebek'te oturmuş olan ve ilk Türkçe-İngilizce/İngilizce-Türkçe Redhouse sözlüğünü yazan bir Amerika'lı hocalarından biriymiş. 2. Dünya Savaşı'na gönüllü olarak katılmış ve yanağına aldığı bir şarapnel darbesiyle kurtulmuş savaştan. Pentagon'da mülakata girip 1948'de Truman Doktrini ile Ankara'ya gönderilmiş. Türk ve Amerikan hükümetleri arasında tercümanlık görevi yapmış. İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığındaki dönemde Ankara'da keyifli süren hayatı, 1950'de Adnan Menderes'in iktidara gelmesiyle bozulmaya başlamış. Hatta, 1960 yılında Adnan Menderes'in asılmasına Türkiye adına üzülmüş ama Adnan Menderes adına hiç üzülmemiş. 1952'de Türkiye'den Ankara'da havaalanında omuzlara alınarak uğurlanmış.

Ülkesine döndükten sonra Indinana'da bir radyo programına katıldığında Türkiye'nin bir on yıl kadar daha 1923 yılından beri süregelen gelişme hamleleriyle yoluna devam etmesi durumunda Orta Doğu ve Avrupa'nın kesinlikle süper gücü konumuna geleceği iddiasında bulunmuş ama 1950'li yıllar boyunca ümidi hep kırılmış Türkiye için. Princeton Üniversitesi'nde Almanca üzerine doktora yaparken Einstein ile tanışmış.

Arada Türkçe konuştuğumuzda "tahtelbahir, hicap duyarım efendim, filhakika" gibi ifadeler kullanırdı bana. Ayaklı bir Türkçe lügat gibiydi. Savaş sırasında siperlerde bile boş zaman yakaladığında Türkçe kelimeler çalıştığını anlatırdı. Dünyaya Amerika'lı olarak gelmese Türk olarak gelmeyi tercih edeceğini söylerdi. Evinin her yeri Türkiye'den taşıdığı eşyalarla ve Türkiye fotoğraflarıyla doluydu. Her pazarı sabahtan akşama kadar evinde edebiyat, felsefe, tarih sohbetleriyle ve muhteşem akşam yemekleriyle geçirdim Berkeley'de kaldığım iki yıl boyunca. Unutulmaz bir yeri oldu Marvin Jones'un yaşamımda ve anılarımda. Kolay rast gelinecek bir insan değildi.

O gün, Kabalcı Kitabevi'nde elimdeki fotoğrafı gösterdiğimde çok zorlanmıştı Erdal İnönü o günleri hatırlamakta. Kendisi de zamanında bilimsel çalışmalar için Berkeley'de bulunduğundan ilgisini çekmişti benim böyle bir fotoğraf ile kendisine yaklaşıp sohbet etmem. Anılarını anlattığı serinin üçüncü kitabını hem kendim hem de Marvin için imzalatmıştım o gün. Mayıs 2001 idi o zaman.

Marvin'e kitabı gönderdiğimde çok mutlu olmuştu. Sanırım Mayıs 2001'de aldığım Erdal İnönü imzalı kitabı yılın sonuna doğru ancak postalayabilmiştim Marvin'e. Bana, "bu yıl aldığım en güzel yılbaşı hediyesiydi" dediğini hatırlıyorum telefonla aradığımda kendisini. Kitabı bu kadar geç postalamamın da biraz da komik bir nedeni var. 2001'in Şubat'ında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır ekonomik krizi patlamıştı. Herkes işten çıkartılıyor ve ben de "sıra bana ne zaman gelecek" diye bekliyordum. Osmanlı Bankası'nda çalışıyordum o zaman. Masrafları minimuma indirmiş durumdayım. Bu ortamda, nasıl olsa bir ara gönderirim kitabı diyerek 2002'nin yılbaşında postaya ancak verebilmiştim kitabı ekonomik kriz biraz hız kesince.

Kasım 2005'te önce Marvin Jones öldü. 2007'nin sonbaharında da Erdal İnönü öldü. Bu elli yılı aşkın dostluktan da bana bu anılar ve bir de siyah-beyaz bir fotoğraf kaldı.

Huzur içinde yatsın her ikisi de.

Arda Tunca
(İstanbul, 02.02.2008)